Mükemmel bir yelkencinin mükemmel bir belgeseli
Nedense tekneler yaşlı ve yalnız adamlara daha çok yakışıyor. Bu hissi Robert Redford’un All is Lost filminde de hissetmiştim. Yelkencamiasınca oldukça tanınan denizci Paul Johnson’un hayatının anlatıldığı ve yine kendisinin yer aldığı “Sailor” belgeselinde de aynı hissi aldım. Yaşlı kadınlara daha ziyade yeşili yakıştırıyorum ama yaşlı adamlara denizi.
Paul Johnson teknede doğmuş, hayatı yelkenli teknelerde geçmiş, sayısız eşi ve çocuğu olmuş, bir denizci aynı zamanda ressam aynı zamanda tekne yapımcısı ve toplamda bir “yaşam erbabı”. Çok az insan yaşam erbabı seviyesine çıkabiliyor. Belgeseli izlerseniz ne demek istediğimi anlayacaksınız. Aşağıdaki video’da belgeselin tamamı var. İngilizce. Türkçe’ye şu anda çevrilmiş değil.
Kısaca Paul Johnson, 1938 yılında İngiltere’de doğdu. Maceracı ruhu onu Venüs adlı 18′ Shetland balıkçı teknesiyle Atlantik’i geçmeye yöneltti. Atlantiği belki 50 kere geçti. O kadar çok kaza atlatmış ki arkadaşları, onun hayatta olduğundan asla emin olamazmış.
Johnson’ın denizdeki yaşamı ona dünyanın dört bir yanında eşler ve çocuklar getirdi. Okyanuslar, hava durumu ve göçebe yaşam hakkındaki derin bilgisi, onu basit, sağlam ve denize dayanıklı tekne tasarımlarına yönlendirdi. Şimdi zengilerin uğrak yeri olan St Brths adasında 1950 lerde tekne üretip para kazanıyordu daha sonra onun değişiyle internet yaygınlaşınca tekne çizimleri de internete düşmüş.
Çok iyi bir belgesel, çok iyi diyaloglar, insanın içine dokunan bir hayat hikayesi.
Filmi aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

