Superyat Sektöründe Yeni Normal: Kimlerle Hangi Klüpteyim?
Yat üreten ta da bu sektörde yer alan, yer almaya çalışan herkesin dinlemesi gereken bir podcast’i ana hatlarıyla paylaşmak istiyorum. Podcast aşağıda bence işi güce ara verip dinleyin ama vaktiniz yoksa yatçılık sektörü için belki de en net çıkarım şu:
Artık bu iş sadece tekne üretmek değil.
Bugün yatçılık;
— sermaye,
— marka,
— hikâye anlatımı,
— network üzerine kurulu çok katmanlı bir endüstri.
İyi tekne yapmak hâlâ önemli. İyi mühendislik bir zorunluluk. Hata payı yok ama tek başına yeterli değil. Çünkü bugün farkı yaratan şey: Sadece ne ürettiğiniz değil, nasıl bir dünya kurduğunuz. Müşteriyi hangi klube davet ediyorsunuz?
Müşteri bir kulube bir sosyal katmana dahil olmak istiyor. Misal: Aşırı zenginler ve güçlüler yatlarını Lürssen’e yaptırır. Sen de oraya yaptırdıysan sen de çok güçlüsün. Güçlüler Klubü.
NOT: Bizim tersanelerimiz arasında yıllarca custom, semi custom diyerek bir community ya da bir klüp oluşturmakta geri kalan çok tersane var. Müşterinin isteklerine göre üretim yapmak maalesef kimlik oluşmasını engelliyor. Müşterinin istediği güverte havuzu değil, müşterinin düşünemediği havuz önemli olan.
Yatırım açısından bakıldığında, Podcast’e göre bugün karar süreçlerini belirleyen unsurlar yalnızca finansallar değil. Yatırım öncesinde artık sosyal medya varlığı, medya görünürlüğü ve online itibar kritik rol oynuyor. Yani yatırımcılar sadece rakamlara değil, doğrudan kişiye, hikâyeye ve güvenilirliğe bakıyor.
Bu noktada en belirleyici soru şu: “Neden sen?” Bu durum yatçılıkla da birebir paralel: Ferrari, Porsche ve Aston Martin teknik olarak aynı lüks segmentte yer alsa da, her biri farklı bir hikâye ve kimlik sunduğu için tercih ediliyor.
Sonuçta anladığım kadarıyla herkesin kendi başına bir medya olduğu bu dönemde güçlü medya olmayı başaran bir influencer eninde sonunda yatınızda bir çekim yapacak:)))

