Sinpaş Kızılbük’te “ben görmezsem görülmem sanıyor”
Foto: Oksijen Gazetesi- Kızılbük Sinpaş’ın doğa felaketi niteliğindeki fotoğrafını Oksijen Gazetesi’nde gördüğümde aklıma kendi okul yıllarım geldi. Ortaokulda öğretmenlerle göz geöze gelmeyi sevmeyenlerdendim. Mesela koridorda bana bir öğretmen yaklaşıyorsa görülmemek için bayağı bir uğraşırdım. Zamanla görülmemenin bir yolunu bulmuştum: “görmemek” Siz eğer görmezden gelirseniz görülmeyebilirsiniz aynı devekuşunun kafasını toprağa gizlemesi gibi. Kafayı başka tarafa çevirmek, tam karşılaşma anında ayakkabı bağcığını bağlamak için eğilmek işe yarıyordu.
Sinpaş da Kızılbük’te bulduğu her boşluğa beton dikerken bizleri görmemeyi tercih ettiği için görülmediğini zannediyor. Ama “ben görmezsem görülmem” bir çocukluk startejisi, buna insan ancak çocukken inanabilir. Tenha bir koya inşaat makinelerini yığıp ben kimseyi görmüyorum onlar da beni görmez demek yetişkinlikte pek de mantıklı durmuyor.
Bir de Sinpaş’ın yaptığı felaketin görülmeyecegini sanmasının bir başka sebebi bizim coğrafyaya ait bir mesele. Bu ülkenin çoukları hep denize karadan bakmış, denizden karaya bakanlar az. Elbette gün geçtikçe denizden karaya bakma alışkanlığı artıyor ama hala çok yaygın . Biz karaya her şeyi yıyalım bizi gören olmaz ki deniyor.
Denizden karaya bakmak biraz deniz ülkelerin işi, Avrupa’nın icadı. Oysa Osmanlı Dolmabahaçe sarayının sadece denize bakan taraflarını süsler, arka tarafa para yetmez. Çünkü denizden geçen Avrupalılara gövde gösterisi yapmak ister. Avrupalının denizden bakacağını bilir. Ama sarayın bilmesi halkın bileceği anlamına gelmiyor elbette.
Coğrafya kaderindir. Bir de yat kiralama yapan firmaları kızdırmak istemem ama bana öyle geliyor ki uluslarası toplantılarda dendi ki yat turisti Yunanistan’a gitsin, Ege’de denize girmek isteyen kara turisti de Türkiye’nin koylarına… Böyle düşünmemin nedeni bir Portekizli arkadaşımın yıllar once anlattığı bir olay.: Demişti ki Avrupa Birliği Portekiz’deki tavuk ve yumurta üretimini bilerek öldürüyor çünkü Avarupa’daki tavuk ve yumurta fiyatlarını bu şekilde dengeliyor.
Yani bence uluslarası örgütler bir masaya oturup küresel anlamda düzenlemeler yapıyor. Türkiye’ye de yat turistinden daha fazla kara turisti gelmesi, kara turizminin teşvik edilmesi bu açıdan daha anlaşışılır görünüyor. Oysa fiyatlar o kadar arttı ki kim gelir artık orası muamma. Yaz boyunca Türkiye’ye gelip pahalılıktan aç kalan İngilizler İnstagramdan Türkiye’nin pahalı olduğunu o kadar afişe ettiler ki sosyal medya paylaşmları turizmi nasıl etkileyecek seneye göreceğiz ancak.
Footoğraf: Oksijen Gazetesi

