Tekne Bir Eşya mıdır?
Başlık çok tuhaf gelmiş olabilir. Bence de tuhaf ama bunu düşünmeme neden olan geçtiğimiz aylarda gerçekleşen Klasik tekneler Buluşmasında bir tanıdığımın “Teknelere duyulan bu bağlılığı anlamıyorum sonuçta tekne bir eşyadır.” demesi oldu.
Herkes klasik teknesini getirmiş, hatta Necati Zincirkıran’ın Sultan adlı teknesinin RMK’ya hibe töreni gerçekleştirildiği etkinlikte, böyle bir yorum çok manidar oldu. Benim teknem yok, olsa ona nasıl bakardım bilemiyorum ama sanırım bir L koltuğu gibi de algılamazdım.
Tekne bir matkap ya da konsol gibi bir eşya mıdır? Hukuken belki de öyledir, sözleşmeler hukuku açısından. Ama hayatın içinde elbette böyle düşünmek zor.
Çünkü tekne, bir yaşam alanı olduğu kadar, hayalleri gerçekleştiren bir araç. Aslında hakikaten hayali bir eşya. Üzerine bir dolu hayal, plan, özlem yüklenen bir yaşam alanı. Adı bile var. Mesela İnsan Koltuğuna Heyyamola adını verir mi?
Ama yine de belki de eşya olarak görebilmeli. Bilemiyorum. Çok da bağlanmak bir açıdan tuhaf da görünüyor. Bir araç sonuçta. Kullandıktan sonra yeni nesile al biraz da sen kullan denmeli belki de. Yanlış anlaşılmak istemem ama bazen de bir araç olarak görülmeli ve vazgeçilebilmeli.
Müzede sergilenen tekneler mesela acaba eğitim tekneleri olarak mı kullanılmalı, seyirlik olmak yerine. Tekne insan kültürünün bir parçasıdır ama kültür denen şey müzede mi tutulmalı yoksa bir tecrübe evrenine mi dahil edilmeli? Hangisi kültürü daha çok arttırırır?
Şimdi tam da bu sorunun üzerine Ali Nesin’in matematik köyü aklıma geldi. Ne muazzam bir fikir. Bir yelken köyü olsa. Tekneler bu köye hibe edilse. Olabilir mi bir gün?
Eğer olursa söz, zamanında Almanya’dan getirttiğimiz profesyönel şişme botu ilk ben hibe edeceğim.
