Kissebükü Yat Turizminin Kanaryasıdır
İngiltere’de madenciler, 1800’lü yıllarda madenlere kafeste kanaryalarla inermiş. Eğer madende bir metan veya karbon dioksit sızıntısı varsa önce kanaryalar ötmeyi keser ve ölürmüş. Bu uygulama 1900’lü yılların ortasına kadar İngiltere, ABD ve Kanada’da sürmüş.
Buradan bir tabir çıkmış: Madendeki kanarya, yakındaki bir tehlikenin habercisi anlamında kullanılıyor.
İşte Gökova Körfezinde yer alan Kissebükü bu sebeple Yat Turizminin kanaryasıdır. Bölgedeki tek bakir koy, Bodrum’da başlayan mavi turların ilk ve son durağı. Sadun Boro’nun heykeline ev sahipliği yapan Türk Yatçılık Kültürünün önemli bir noktası. Buraya lüks bir otel yapılıyor. Otel Turizmine açılıyor. İhaleyi alan Turizm ve Kültür Bakanının Şirketi.
Bir kaç gazeteci bu konuda bir kaç yazı yazıyor. Ben de Turgay Noyan’ın Pervasızlıkta Zirve adlı makalesi ile bu konuya değinme gereği hissettim. Ama değinmem bu kadar: Kissebükü, Yat Turizminin Kanaryasıdır diyip susacağım.
Bana bu konunun düşündürdükleri bu konudan daha ağır:
- Uzmanlar hedonizmin insanı bencilleştirdiğini söylüyor. Hedonizm haz peşinde koşmak anlamına gelliyor. Haz alma üzerine kurulan bir hayat insanı bencilleştiriyor. Şu anda zenginlik haz alma üzerine kurulu. Bir de Doğan Cücelloğlu bir söyleşisinde Türkiye’deki şehirli ve eğitimli insanların çok bencil olduğunu söylüyor ve yatçılar arasında böyle insanlar fazla. Geçenlerde teknesini satmak isteyen biri beni aradı ben de www.sahibinden.com ya da yurtdışını da düşünüyorsa www.boat-and-yacht.com/tr adlı Avrupa menşeili siteye koymasını tavsiye ettim. Ücretli mi diye sordu evet aylık 8 Euro dedim. Para vermeye yanaşmadı ve size whatsapp’ta yollasam siz satıp komisyon alır mısınız diye sordu. Ben tekne satıcısı değilim dedim. Üzerinde pek durmadım. Çünkü bu insanların belli platformlara para ödemek yerine insanların zamanını, enerjisini almaya hevesli olduklarını biliyorum. Hele ki kış mevsimine girerken 5 metre boyundaki bir tekneyi satmanın pek de kolay olmadığını bildiği halde, başka bir insanın zamanını, ilişki ağını, enerjisini kullanma isteği… Kendisi yaşamından haz almakla meşgul iken başka biri uğraşsın can sıkıcı konularla.
İşte böyle insanlarla dolu bir sektörde Kissebükü’nün Yat Turizminin Kanaryası olması tesadüf değildir bir sonuçtur.
Yatım var orası olmazsa diğerine giderim, ne üzeceğim tatlı canımı. Doğa mı kirlendi, başka bir coğrafyaya seyir ederim. Hem çocukları da yurtdışında okutuyorum. Yakında topluca kopar gideriz. Bir de şimdi bu açılan otel, çok marifetli bir şef getirir, belki daha da iyi olur. Alargada tutarız tekneyi sonra mükemmel yemekler yeriz. Hedonlarımızı Uçurmaya devam ederiz.
Ölümlü dünya ben mi üzeceğim tatlı canımı. İşte bu noktada uzmanların yaptığı bir çalışma diyor ki, Hedonizm yani zevk almak üzerine olan hayatlar erken ölüme neden oluyormuş. Bir fare çok sevdiği çileği koklayıp zevki tattığı anda bile DNA hasara uğruyormuş. Geçmiş olsun sevgili hedonistler.
Not: Böylesine uzun bir sahil kesimine sahip bir ülkede, bakir, farklı bir hikayesi olan bir koya otel yapmak da hedonizmin göstergesidir. Güç de insana Haz verir!
Haz almayıp ne yapalım diyenlere, haz alın elbette, yaşamdan haz almak lazım ama becilleşmeden, çevredeki canlılar, doğa, toplum ile bağı kesmeden.


1 Comment
Teşekkürler yazı için 💙