Zuckerberg’in Milyon Dolarlık Süperyatı Alaska’da Neden Yardıma Gitmedi?
Mark Zuckerberg’in yaklaşık 300 milyon dolar değerindeki, 118 metrelik süperyatı Launchpad, Alaska açıklarında yakıtı biten küçük bir tekneye yardım çağrısına yanıt vermediği iddiasıyla gündeme geldi. Ancak olayın ayrıntıları, sosyal medyada yayılan “milyarder yatı yardım etmeyi reddetti” anlatısından daha karmaşık.
Tartışmanın merkezinde Launchpad’in olay yerine yakınlığı, mürettebatın telsiz çağrısını duyup duymadığı ve küçük teknenin hukuken “distress” durumunda olup olmadığı bulunuyor.
Olay 3 Ağustos gecesi yaşandı
ABD Sahil Güvenlik’e göre olay, Alaska’nın güneydoğusunda, Petersburg ile Juneau arasında meydana geldi. Yaklaşık 6,4 metrelik bir Hewescraft teknesinin yakıtı bitti ve mürettebat saat 21.32’de VHF Kanal 16 üzerinden Sahil Güvenlik ile iletişime geçti.
Yaklaşık 24 dakika sonra Sahil Güvenlik, teknenin distress durumunda olmadığına karar verdi ve bölgedeki gemilere bir marine assistance request gönderdi.
Bu ayrım önemli. Çünkü “Mayday/distress” çağrısı ile yakıtı biten bir tekne için yapılan yardım talebi aynı hukuki kategoriye girmiyor.
Launchpad neden tartışmanın merkezinde?
AIS verileri, Zuckerberg’in 118 metrelik Launchpad’inin yardım isteyen tekneye, sonradan müdahale eden UnCruise Adventures gemisi Wilderness Legacy’den daha yakın olduğunu gösterdi.
Wilderness Legacy rotasını değiştirerek yaklaşık 22.58’de küçük tekneye ulaştı. Tekne daha korunaklı olan Farragut Bay’e çekildi ve mürettebata yolculuğunu tamamlayabilmesi için yakıt sağlandı.
Yani fiili yardımı yapan gemi Launchpad değil, Wilderness Legacy oldu.
Yolcular neden Launchpad’i yuhaladı?
Wilderness Legacy’de bulunan yolcu Michael Love’ın sosyal medya paylaşımı olayın geniş kitlelere ulaşmasına neden oldu.
Love, geminin kaptanının Zuckerberg’in yatının yardım isteyen tekneye daha yakın olduğunu ancak çağrıya yanıt vermediğini açıkladığını yazdı. Bunun ardından gemideki yolcuların neredeyse oybirliğiyle yuhaladığı bildirildi.
Paylaşım kısa sürede yayılarak “300 milyon dolarlık süperyat neden yardıma gitmedi?” tartışmasını başlattı.
Ancak AIS verileri Launchpad’in konumunu gösterebilir; bir geminin hangi telsiz çağrısını duyduğunu veya neden belirli bir karar verdiğini gösteremez.
Zuckerberg’in yatı gerçekten çağrıyı görmezden mi geldi?
Zuckerberg’in sözcüsü, Mark Zuckerberg, eşi Priscilla Chan ve ailesinin olay sırasında Launchpad’de olmadığını açıkladı.
Sözcüye göre Launchpad mürettebatı, Sahil Güvenlik’in yardım çağrısını farklı bir telsiz kanalında çalıştıkları için zamanında duymadı. Çağrı fark edildiğinde ise Wilderness Legacy zaten yardım operasyonuna başlamıştı.
Dolayısıyla kamuya açık bilgiler, Launchpad mürettebatının çağrıyı bilinçli olarak duyduğu ve yardım etmeme kararı verdiğini kesin olarak göstermiyor.
Asıl kritik soru: Yardım etmek hukuken zorunlu muydu?
Uluslararası denizcilik hukukunda gerçek bir distress durumunda bulunan kişilere yardım etme yükümlülüğü oldukça açık. SOLAS V/33 ve UNCLOS Madde 98, gemilerin ciddi tehlike altındaki kişilere, kendi gemisini veya mürettebatını ciddi riske atmadan yardım etmesini öngörüyor.
ABD hukukunda da benzer bir yükümlülük bulunuyor.
Ancak Alaska’daki olayda kritik nokta şu:
ABD Sahil Güvenlik, küçük teknenin distress halinde olmadığına karar verdi.
Bu nedenle yayınlanan mesaj bir distress çağrısı değil, marine assistance request olarak sınıflandırıldı.
Dolayısıyla Launchpad’in yardım etmemesi, otomatik olarak hukuken zorunlu bir kurtarma görevini yerine getirmediği anlamına gelmiyor.
“Mayday” ile “yardım talebi” aynı şey değil
Distress / Mayday: Can kaybı veya ciddi tehlike söz konusu olduğunda kullanılan acil durum çağrısıdır ve yardım yükümlülüğü çok daha güçlüdür.
Marine assistance request: Yakıt bitmesi veya teknik arıza gibi durumlarda yapılan yardım talebidir. Can güvenliği açısından acil tehlike bulunmayabilir.
Bu olayda Sahil Güvenlik ikinci kategoriyi tercih etti.
Buna rağmen Wilderness Legacy neden yardım etti?
Çünkü hukuki zorunluluk ile denizcilik pratiği aynı şey değil.
UnCruise Adventures, bu tür yardımların Alaska sularında olağan olduğunu belirtti. Wilderness Legacy’nin kaptanı Sean Manske de rotasını değiştirerek tekneye ulaştı, onu güvenli bölgeye çekti ve yakıt sağlanmasına yardımcı oldu.
Wilderness Legacy yardım etmek zorunda olduğu için değil, yardım edebildiği için müdahale etti.
Bu da denizcilik kültüründe önemli bir yere sahip olan dayanışma anlayışını yeniden gündeme getirdi.
Mevcut bilgilerle Launchpad’in bilinçli olarak bir distress çağrısını reddettiğini söylemek mümkün değil.
Küçük teknenin distress halinde olmadığı Sahil Güvenlik tarafından belirlendi; Launchpad mürettebatı ise çağrıyı farklı bir telsiz kanalında oldukları için zamanında duymadıklarını açıkladı.
Öte yandan Wilderness Legacy’nin müdahalesi, denizde hukuki zorunluluk ile denizcilik nezaketi ve dayanışması arasındaki farkı da ortaya koydu.
Sonuç olarak olay, Zuckerberg’in yatının bir denizcilik hukuku ihlali yapıp yapmadığından çok, süperyatların denizdeki sosyal ve etik sorumluluklarının nerede başladığı sorusunu gündeme getiriyor.
Denizde her yardım çağrısı hukuken bir kurtarma operasyonu değildir. Ancak her yardım fırsatı da yalnızca hukukla ölçülmez.
