Ahtapottan Öğrendiklerim mi yoksa öğrendiğimi sandıklarım mı-Bir Netflix yapımı

Ahtapottan Öğrendiklerim Netflix’in özel yapımlarından biri. Deniz severlerin keyif alacağı bir belgesel.

İsmi ; “Ahtapotta öğrendiklerim” ama nacizane fikrim bu belgeselin isminin “Ahtopottan öğrendiğimi sandığım şeyler” olmalı. Yani aslında belgeseldeki kişinin ahtapottan öğrendiği hiç bir şey yok sadece ahtapotun hayatını kendi bakış açısından yorumlayıp kendi bildiklerini doğrulamaya çalışmış.

Ahtapottan öğrendiklerim konusu

Konusu kısaca; bir film yapımcısı küçük bir depresyona girer ve kendini iyileştirmek için okyanusta yüzmeye başlar. Sürekli tüpsüz dalar. Bu dalışlar esnasında bir ahtapot ilgisi çeker ve yaklaşık 10 ay her gün dalar ve ahtapotla şaşırtıcı bir yakınlık kurarak yaşamını filme çeker. Belgeseli çok derine inmeden izleyince insanda yumuşacık bir duygu bırakıyor. Ama nedense bende kendi türüme karşı sinir yarattı:)

Son zamanların çok moda bir sözü var İnsan hikaye anlatır, hikaye anlatıcısı olmak, ingilizcesi story teller. İnstagram hikayeleri, facebook hikayeni ekle özelliği vs… Bu belgeselde de adamın kurduğu iki yüzlü hikayeyi izliyoruz. Neden ikiyüzlü dediğimi açıklayacağım.

Hikayeye göre daha doğrusu adamın kurduğu hikayeye göre ahtapot anasız babasız okyanusta bir mücadele veriyor. Bizdeki çekirdek aile içimize öyle işlemiş ki, okyanusta kendi varoluşunu yaşayan bir ahtapot görünce bile bunun anası babası yok, denizde bir başına gibi acıklı yorumlar yapıyoruz. Oysa aslında ailelere bağımlı olan, çocuklarımızı da kendimize bağımlı yapmaya gayret eden bir türüz. Kimse özgür olamıyor ki bir ahtapotu anlayabilsin.

Ahtapot belgeselcinin eline geldiğinde bizim adam sanıyor ki aşk yaşıyorlar oysa, ahtapot belki de ben bunu yiyebilir miyim diye yokluyor. Kim bilebilir ki?

En komiğime giden bölüm, ki çoğu kişi için belki de en duygusal bölüm şöyle; Ahtopot bir saldırıya uğradıktan sonra kayanın altına çekiliyor ve günlerce çıkmıyor. Zaten hayvan bir kolunu köpek balığına kaptırmış, kayanın altında içgüdüleri ne diyorsa onu yapıyor. Biz insanların anlayamayacağı bir şeyler yaşıyor. Ama bizim belgeselci elinde midye ahtapota destek olabileceğini düşünüyor. İşte o midyeyi görünce sinirlerim bozuldu ve güldüm. Zaten köpek balığının saldırısını doğaya müdahale etmeyeyim, bu heyecanlı anları kameraya kaydedeyim diye izlemiş, kaydetmiş. Ama olay bitip hayvan bir kolunu kaybedince, elinde midye ile yaralı ahtapot dostunun yanına gidiyor 🙂 Sen o midyeyi kendin ye diyesi geliyor insanın.

Doğaya müdahale ikiyüzlülüğü

Eğer gerçekten dost olduğunu hissetiyse köpek balığının dikkatini dağıtsaydı diye içinden geçiriyor insan. Kamerayla suyun altına inip ahtapotun dikkatini dağıtmak doğaya müdahale değil ama köpek balığı saldırırken ahtapota yardım etmek doğaya müdahale. Nasıl bir ikiyüzlülük!

Neyse ahtapot o kayanın altından kopan kolunun yerine çıkan kolla çıkıyor. Yani bizim belgeselci onun orda zavallı bir şekilde yattığını düşünürken ahtapot kendini yeniliyor. Bu da insanın anlamakta zorluk çekeceği bir şey. Belgeselci kesinlikle anlamıyor onun anlaması için şunu demek gerek: demek anan baban olmayınca mecburen o kolu yenilemek zorunda kalıyorsun.

Sonra belgeselci oğluna okyanus sevgisi aşılarken görülüyor. Emin olun oğlu o esnada kız arkadaşını aramak ya da bilgisayarda oyun oynamak istiyordur ama babasının ona anlatacaklarını dinlemek zorunda olduğu için onu takip ediyor. ( Bağımlılık ilişkileri böyle başlıyor. Bu yüzden herkese ve her şeye bağımlı hale geliyoruz) İsan türünün özelliği herşeyi manipule ettiği gibi kendi çocuğunu da manipüle etmek isteği… Oğlunu manipüle ediyor ve bunu da kaydediyor. Ama her şey o kadar yumuşak bir duyguyla yapılıyor ki… İnsan duygulanıyor. Ne hoş bir baba diyorsunuz içinizden. Oğlu da çok efendi saygılı bir çocuk.

Daha fazla belgeseli gömmek istemiyorum. Su altı görüntüleri olağanüstü ve insan türünün acizliğini, bizim dışımızda hayatlar olduğunu izlemek için izlenir.

Not: Belgeseli izledikten sonra belgeselin yumuşak duygusallığına kapılıp, bir fincan kahvenizi içip bundan böyle ahtapot yemeyeceğim demek insanı daha makbul yapar. Bunu da belirtmekte fayda var:)

Share

International Boat Industry Turkiye Temsilcisi, Yazar, Turizm Rehberi. Yayınlanan Kitapları Kıçtankara (2011) Yalnız Yaşama Egzersizleri (2004 Tükendi) Büyülü Gerçeklik E kitap, Komik Beyin E kitap

One Comment

  1. Faro Reply

    Doğaya müdehaledeki ikiyüzlülük konusundaki tespit güzel. Ben ahtapot sevdiğim için belgeseli seyretmeyi düşünmüyorum. 🙂

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: