Okyanusta bir Türk kızı ( Hülya Leigh)

Hülya Leigh’in yazdığı Okyanus’ta Bir Türk Kızı adlı kitabı, uzun zamandır kitaplığımda duran ve bir türlü okumak için doğru zamanı bulamadığım kitaplardan biriydi. Neyse ki bu dönemde elime almayı başardım ve biraz önce bitirdim sayılır. Tam bitirdim diyemiyorum çünkü Hülya Leigh ve Eşi Derek Leigh’in çıktıkları tekne seyahatlerini anlatan bu kitabı okurken maalesef bir yerde bir hata yaptım ve kitaptaki resimlere bakmak için arka sayfaları göz attığımda gördüm ki Derek seyahatleri bittikten 1 yıl sonra ansızın ölmüş.

Derek’in öldüğünü bilerek okumaya devam edemedim. Teknelerinin ve hikayelerinin içine o kadar girmiştim ki, ikisinden birinin daha sonra hayatta olmadığını bilmek beni durdurdu. Böyle yapmamın en büyük nedeni yazar Hülya Leigh okuyucuyu öylesine tatlı bir şekilde yolculuklarının içine sokuyor ki sonra içlerinden birinin artık olmadığını görünce benim gibi kişilerde böyle bir etki ortaya çıkabilir.

Kitabın bir bölümünde Hülya Leigh eşine soruyor: “Bizim de bir gün anlatacak bir yığın öykümüz olur değil mi” Eşi Derek cevap veriyor Neden olmasın? 

Kitapta bir çiftin birbirlerini ne kadar sevdiklerine ve önemsediklerine tanık oluyorsunuz, bir de iki kedi var Pebbles (Çakıl) ve Sheba… Çakıl tekne hayatına pek dayanamıyor ve kendisine karada bir aile buluyor. Sheba da başka bir aileden kaçıp Leigh’lere sığınıyor.

Pebbles( Çakıl)
Sheba

Okyanus’ta bir Türk Kızı tekneyle uzun bir seyahate gidecek olanlar için müthiş bir motivasyon kitabı. Gitmeyecek olanlar için bir nevi okurken, yattığın yerden seyahat…

Apartman hayatını bırakıp, evlerini satıp, tekneyi evleri yapan biri Türk diğer İngiliz bir çift. Dünyanın neresine giderlerse gitsinler evleri hep yanlarında, ki yazar bu duyguyu çok güçlü bir şekilde veriyor. İtalya’da bir pazara gidiyor, ben neredeyim diye aklı karışıp teknesine döndüğünde evimdeyim diyor. Dünyanın neresine giderse gitsin kalacağı yer evi ve bunun çok da ekonomik olduğunu söylüyor.

Yolda tanıştıkları renkli insanların hikayeleri, vardıkları şehirlerin hikayeleri, kendi hikayeleri…  Koronalı günlerde insan ihtiyacı olan değişikliği bu kitapta bulabilir.

Kitabın bir sayfasında yazar diyor ki, “insanlar milyonlarca para verip deniz manzaralı bir ev almak ister oysa deniz hep aynıdır. En güzel manzara karadan denize bakmaktadır.”

Bir de kitapta aklımda kalan “Ciguatera” denilen bir balık zehirlenmesi. Mercan kayalıkları belirli zamanlarda bir zehir salarmış. Bu zehir balıkları etkilemezmiş ama bu balıkları yiyen insanları zehirlermiş. Birilerinin covid 19 etkilerini çok hafif hatta belirtisiz atlatıp başkalarına bulaştırmasını çağrıştırdı…Bana Her şey seni hatırlatıyor şarkısındaki gibi 🙂

Kitaplığımda bana göz kırpan diğer kitaplara bakıyorum. Sırada; Teknede Üç Adam adında bir İngiliz Mizah yazarı Jerome K’nın kitabı var…Pek yakında…

Bir Cevap Yazın